Sıkılırken sakız tarihi okumak
24.07.2007 23:23
Hatta okumakla kalmayıp buraya da yazmak :) ne sıkıntıymış be, pufff… “Copy paste” de iÅŸlemez tabii çünkü sene 1948… (Böyle baÅŸlayan anılar vardır ya, öyle hissettim, sanki devam edecek “ben o zamanlar…” diye :) neyse ki öyle deÄŸil). Sene 1948 çünkü o tarihin dergisi, Bütün Dünya, aylardan da Aralık imiÅŸ. Bir de tabii kitap kokusu varmış, kopyalamayıp koklamak için. (Åžimdi de bi masala mı baÅŸladım ne, ve o ülkede bir kral yaÅŸarmış diye devam edecek :) neyse ki öyle de deÄŸil.) Yazıyı olduÄŸu gibi yazacağım ki keyifli olsun okuması. O güzel kokuyu alamayacaksınız belki ama en azından bakın bakalım dil nereden nereye gelmiÅŸ. Sayfada bir de kadın resmi var ki, aÄŸzında balon yapmış, çok sıkılmış bu, evet.
Bu arada ben sakız diyorum sakıza :) isteyen çiklet desin, dergi de çiklet demiÅŸ nitekim. Fazla dağılmadan ve dağıtmadan baÅŸlayalım “Çikletin Tarihi” ne. Don Wharton yazmış, hımm aradan uzun zaman geçmiÅŸ. “Acaba…” diyecektim ki hiç demeyeyim sadece düşüneyim hızla şöyle bi. BaÅŸlayamam aksi halde, bu ne yaa… Sakız çiÄŸneyerek baÅŸlamalı bu yazıya, baÅŸladım.
Çikletin Tarihi
Amerikalılar çiklet çiğneyen bir millettir: Dünyanın her tarafında, milyonlarca insan, İkinci Cihan harbi esnasında bunu müşahede etme fırsatını buldu. Avrupalı için olduğu kadar Asyalı için de, Amerikan askeri her şeyden önce çenelerinin daima hareket halinde bulunmasiyle tanınmıyor mu?
Amerika’yı üç adam “Sakız çiÄŸneyici” memleketi yaptılar: Thomas Adams, sakızı çubuk haline koydu: John Colgan kokusunu temin etti; ve William Wrigley onu müstehlikin aÄŸzına ulaÅŸtırdı.
Adams’ın arasıra mucitliÄŸi tutardı. 1869 senesinde bir gün küçük bir kızın, eczahaneden, çiÄŸnemek için parafin sakızı istediÄŸini duydu. Zaten Meksika Diktatörü Santa Anna’nın, sakızı parçalara kesip çiÄŸnediÄŸini gördüğünü hatırlıyordu. Bundan elde edebileceÄŸi istifadeyi düşündü. Hemen o akÅŸam oÄŸlu ile iÅŸe koyuldu ve bir cins sakız üzerinde tecrübeler yaptı. Onu kauçuk ile karışık bir madde haline getirmeye çalıştı.Sıcak su içinde yumuÅŸattığı hamuru iyice yoÄŸurdu ve 200 küçük hap yaptı. Bir eczacı bu hapları tanesi bir kuruÅŸa satmaya baÅŸladı.
Adam bunu görerek 2 tondan fazla sakız getirtti. Hapları ÅŸu etiketi taşıyan kutular içinde piyasaya çıkarmaya baÅŸladı: “Adams sakızı, kesilir ve çiÄŸnenir.” Sonraları, sakızı uzun ÅŸeritler halinde çıkaran ve bunları muntazam aralıkta noktalayan bir makine imâl etti. Bu sayede eczacı onları müsavi uzunlukta parçalara ayırabiliyordu. Bu ÅŸekilde sakız bir kuruÅŸa satılıyor, iyi çiÄŸneniyor, fakat hiçbir lezzet ihtiva etmiyordu.
John Colgan isimli bir eczacı sakıza Tolü belsemi ile bir tat verdi ve ismini “Taffy Tolü” koydu. İlk 50 kilo o kadar süratle satıldı ki, Colgan iÅŸini diÄŸer büyük merkezlerde tecrübe etmek ihtiyacını duydu. Önceleri yeni tanıştığı insanlar kendisiyle alay ettiler. Bazı kimselerin sakız çiÄŸnediÄŸini duyduk, fakat burada bu iÅŸ yürümez diyorlardı. Colgan: “Terbiye meselesi” dedi ve çalışmalarına devam etti. Kısa bir zaman sonra, birçok rakipleri onu taklit ediyor ve on fabrika birden Taffy Tolü sakızı imaline çalışıyordu.
1880′e doÄŸru, bir tacir nane suyunu sakızlarla karıştırmaya tecrübe etti: Bu esans böylelikle en çok aranılan bir koku olarak kaldı. Bir diÄŸeri sakızına bir tutam pepsin karıştırarak, bu ÅŸeklin hazmı kolaylaÅŸtırdığını ilân etti. O günden beri çiklet binlerce fabrika tarafından imal edilmekte ve muhtelif esanslarla tadını deÄŸiÅŸtirmektedir.
1892′ de, zamanının en büyük reklâmcısı olan William Wrigley’in oÄŸlu çikleti satmak için nasıl hareket lâzım geldiÄŸini düşündü. Çolaklara piyano satmakla öğünen ve tanınsın diye arabalarını kırmızıya boyatan bu ticarî deha, öyle bir iÅŸe giriÅŸti ki, neticede bugüne kadar 113 milyar tablet çiklet istihsal etti ve kazandığı paralar için 185 milyon dolar kazanç vergisi ödedi.
12 yaşında mektepten kovulan Wrigley, ailesinin yanından kaçıp, Newyork’ta gazete satarak yaÅŸamaya baÅŸladı. Babasının sabun fabrikasına girdi. 13 yaşında haftada bir buçuk dolar kazandığı bu sabun fabrikasından ayrılmak müsaadesini babasından aldı. Sabun satmak için sokaklarda dolaÅŸmayı tercih ediyordu. Genç adam meslekten yetiÅŸerek ve kendisinden 3-4 misli büyük satıcılardan fazla iÅŸ yapıyordu. Birkaç sene içinde, babasının bütün istihsalini tek başına satmaya baÅŸladı.
Wrigley ancak 31 yaşında Chewing-gum ile meşgul olmaya karar verdi. Bir tacirle anlaşarak sonraları yılda 40 milyon dolar getiren muazzam bir işe girişti.
1907 malî krizi esanasında Wrigley, reklâm için bir milyon dolar sarfetmeye karar verdi. DeÄŸil milyon 250 bin doları bile yoktu. Fakat, bu kriz zamanında dahi istediÄŸi krediyi ona verdiler. Amerika’nın bütün tramvaylarında Wrigley’in ilânlarından baÅŸka bir ÅŸey görünmüyordu. Spearmin markasının hasılatı, bir senede, 170.000 dolardan, 1.340.000 dolara yükseldi. 1910′ da Wrigley’in satışı 5,5 milyon dolara varmıştı.
Wrigley büyük işler yapmayı seviyordu. Büyük şehirlerin telefon kataloglarından bütün abonelerin isim ve adreslerini kaydetti ve onlara iki defa parasız olarak Chewing-gum yolladı. Demir yolu boyundaki reklâm panolarından biri 5 km. uzunluktaydı. Baı halk kitaplarını ve çocuklara ait hikâyeleri yeniden bastırarak sahifelerin arasını çiklete ait mısralarla doldurdu. Ve 2 yılda 14 milyon kitap dağıttı.
İşte bu ÅŸekilde Amerika sakız çiÄŸnemeyi öğrendi. 1914′ te insan başına 39 tablet olan istihlâk, 1925′te 100′e çıktı. Bugün 130′u geçmektedir. BaÅŸka memleketlerde de bu alışkanlık yayılmış olmakla beraber, BirleÅŸik Devletler, yalnız başına dünyanın geri kalan kısmından 7 misli fazla istihlâk etmektedir. Uzun yıllar zarfında belli baÅŸlı çiklet markaları 300 milyon doları geçen kârlar elde ettiler.
1870′e doÄŸru, çiklet çiÄŸnemek olgun bir insanın aklına bile gelmezdi. Fakat 1890′da, meÅŸhur Amerikan mecmuası Harper’s: “Bu âdetin, bilhassa kadınlar tarafından benimsendiÄŸini, ve onları taklit eden az sayıdaki erkeÄŸin bu iÅŸi bir centilmenlik icabı olarak yaptığını” yazıyordu. Zamanımızda yapılan istatistikler gösteriyor ki, her iki cins az çok aynı miktarda çiklet çiÄŸnemektedirler. Çocuklar ise büyüklerden daha az çiklet çiÄŸnemektedirler.
Adabı muaşeret kaidelerine sadık olanlar daima çiklete muhalif kaldılar, fakat bu, onun yolunu takip etmesine mani olmamıştır. Bununla beraber, çiklet bir aralık tiyatro sahnelerinde fena kadınları temsil ediyordu. Sonraları 20. asrın başındaki romanlarda çiklet, daktilo kızlarını vasıflandırmaya yaradı.
20 sene evvel, büyük bir ticaret mektebinin profesörü ile tanışmıştım. Her yıl, mektebin açılışnda talebeleri ÅŸu sözlerle karşıları: “Bir kâtibe ile bir daktilo arasındaki fark gayet basittir: Daktilo çiklet çiÄŸner.”
Harp esnasında, askerler, yılda adam başına, ortalama olarak, 500 çiklet çiğnediler. Tabii ki sakız fabrikatörleri bu adedi sulh zamanında muhafaza etmeyi isterler. En büyük güçlük, çiğnemek için yeni mazeretler bulmaktır. Hemen hemen bütün mazeretler kullanılmıştır:
- “Çiklet faaliyeti teÅŸvik eder.”
- “İşlerde teması kolaylaÅŸtırır.”
- “Can sıkıntısını giderir.”
- “Ağıza ferahlık verir.”
Fakat telâşlanmıyalım, çiklet fabrikatörleri muhakkak yeni formüller bulacaklardır!
hımm, sıkıntı mıkıntı kalmadı harbiden de :) bi de ÅŸu son laf için diyorum ki, çiklet fabrikatörleri kaybolmayan sakızın peÅŸinde artık…
13 Ekim 2007 14:36
salaklar saçmalamayın insan bir resim koyar pardon siz insan değilsiniz
18 Ekim 2007 23:02
bi sakız çiÄŸne, maalesef seni zeki yapmaz ama “can sıkıntısını giderir.”