Rüzgâr gibi geçti

rüzgâr gibi geçti

Etiketler: ,

“Rüzgâr gibi geçti” için 9 Yorum

  1. Deli Profesör :

    Tuesday’s gone, with the wind…

  2. Taylan :

    Kuyruğu iz bırakır.

  3. sevie :

    “bir kedi gördüm sanki”

  4. münzevi :

    “-evet evet bi’ kedi gördün”

    Kabakmeltemi yazmadı, ben yazdım…

  5. kabakmeltemi :

    sevie ve münzevi,
    ben de öyle demiştim… Tweety’nin kulaklarını çınlattık bol bol. :)

  6. şubat :

    yaa ben bugün sırf,oturdum voltran’ı aradım nette…hey gidi günler be!
    devâsa bişeydi o zamanlar gözümde..pazar sabahları saat 10′u iple çekerdik….
    geçti gitti gerçekten…20 yıl oluyo ? yapma yaa?

  7. münzevi :

    şubat,
    Aşağıdaki link sizi voltron’a götürebilir. Buna benzer bir durumu da geçenlerde ben yaşadım. Oturup YouTube’da Tsubasa’nın neredeyse elli bölümünü izledim. Gerçekten vay bee dedim, o kadar oldu mu? El-cevap: Olmuş.

    Konuya bir yerden bağlamayı düşünüyorum. Şubat siz yazmamışsınız ama sanırım küçüklüğümüzü hatırlamak anahtar kavram olmalı.

    Kabakmeltemi görüyor musunuz, nereden nereye? Sorumlusu sizsiniz. =))

    http://www.youtube.com/results?search_type=&search_query=voltron&aq=0&oq=volt

  8. şubat :

    münzevî , link için çok teşekkür ediyorum efendim…
    hakikaten voltran değil de voltron şeklinde aratınca çok daha fazla veriye ulaşılabiliyormuş..

    ve evet; anahtar kelime “küçüklük” olmalı..filmler bahane belki,bir insan küçüklüğüne neden dönmek ister ki?

    ya çok güzel bir çocukluk geçirmiştir, geriye dönerek yaşamak ister şu hayatı-bazı roman örgülerindeki gibi- ya da
    ya da nedendir bilmiyorum…

    iyi ki saklatıyor “birileri” bunca şeyi hafızalarda…

    kabakmeltemi, burası “okul” oldu yahu:)) siz bir okulsunuz….

  9. kabakmeltemi :

    şubat, münzevi,
    muhabbet genişlemiş Tweety’den voltron’a, güzel olmuş… bir de Clementine vardı, hiç unutmam… :) harbiden ne günlerdi be…

    bu “küçüklüğü hatırlamak”mı, “küçüklüğü unutmamak” mı bilemem ama sıkça o günlere yolculuk ettiğimiz kesin… bir nevi zaman makinası işte… beynimiz, hatıralarımız… kesin olan bir şey de bu yolculuğu seviyor olmamız… o videoları seyrederken küçük kızlar, küçük çocuklar oluyoruz yine… hatırladığımızda bile… değiş tonton! :)

    arkadaşlar, burası sizinle güzel… kendi kendime mırıldandığım bir şeyin sizin tarafınızdan karşıma çıkması, birbirimizin karşısına çıkışlarımız ufak ayrıntılarla, duygularla… eööö münzevi, sen ne güzel bağlamışsın ben bağlayamıyorum… :) öyle işte, anladınız…

Yorum yaz...