Ne saç varmış sende de yav. :)) Rapunzel kabak. :P
Dip Not:
Cadının büyü yapmasından çekinen baba, doğan kızını ona vermeyi kabul eder. Cadı doğumdan sonra kız çocuğunu alarak ona aslında bahçedeki marulların türünün adı olan “Rapunzel” ismini verir.
Kabak bak hikayeler bile “ot”tan insanlarla dolu :))
Melek yokmuş o zamanlar. Perilerin devriymiş :)
39 numara ayakkabı giyen prensesi ben de çeviririm kabağa ne var ki…Kül kedisinin kölelik yapması kabağın resmine ironi…Ya resmi ya da hikayeyi düzeltelim.
Cidden yaa, o periydi değil mi? Beynim dumurlarda, kayışı kopardım iyice. Umarım sıcaktandır…
Çizimi şöyle (toparlamaya çalışıyorum ama…) okusak. Şimdi, yelpaze elinde olup olaya serinlik katan kişi “kül”. Karşısındaki yelpazelenen de “kedi”. Kül’ün kedisi yani kül ve kedisi. Kül, kedisine olan sevgisini “yanmak” ile irtibatlandırıp (biraz ortaya mistik karışık olacak amma) yanmanında neticesi olan “kül” ismini almış.
:) pastayı yiyenler cüceler değil miydi? isimlerini de oradan alıyorladı hani: “yedi cüceler”.
hımm prensesi öpen de Pollyanna demek… tahmin etmeliydim, büyükannesini ziyarete giderken kurtla karşılaştığına çok sevinmiş, öperek selamlamıştı onu da…
09.08.2009 14:21
Hangisi köle; yelpazenin rüzgarına muhtaç kedi mi, yoksa kedinin rahatına muhtaç yelpazeci mi?
09.08.2009 20:33
Belki de yorumlayandır…
Hayatı yani.
09.08.2009 20:56
Köle benim…Hayır bennnn… hayır ben…. :))
10.08.2009 13:32
hepimiz köleyiz! :P
nefis’le beni bu pozisyonda yakaladığımın ve üzerine “ohaa nefis! köle ettin!” dediğimin resmidir. :)
10.08.2009 14:39
hayvan sevgisi.
10.08.2009 17:14
Ne saç varmış sende de yav. :)) Rapunzel kabak. :P
Dip Not:
Cadının büyü yapmasından çekinen baba, doğan kızını ona vermeyi kabul eder. Cadı doğumdan sonra kız çocuğunu alarak ona aslında bahçedeki marulların türünün adı olan “Rapunzel” ismini verir.
Kabak bak hikayeler bile “ot”tan insanlarla dolu :))
10.08.2009 17:42
o hikâyedeki cadı benim! :) ele geçirdiğim bir başka çocuğun adı olan “Pinokyo” da aslında bir havuç türü… :P
10.08.2009 19:41
O hikâyedeki Pinokyo benim ve turp gibiyim.
Kabakmeltemi, o hikâyede çeviri yapan melek değil miydi? Kül Kedisi’sinde de kabak’ı arabaya çevirmişti…
10.08.2009 22:34
Melek yokmuş o zamanlar. Perilerin devriymiş :)
39 numara ayakkabı giyen prensesi ben de çeviririm kabağa ne var ki…Kül kedisinin kölelik yapması kabağın resmine ironi…Ya resmi ya da hikayeyi düzeltelim.
11.08.2009 00:05
Cidden yaa, o periydi değil mi? Beynim dumurlarda, kayışı kopardım iyice. Umarım sıcaktandır…
Çizimi şöyle (toparlamaya çalışıyorum ama…) okusak. Şimdi, yelpaze elinde olup olaya serinlik katan kişi “kül”. Karşısındaki yelpazelenen de “kedi”. Kül’ün kedisi yani kül ve kedisi. Kül, kedisine olan sevgisini “yanmak” ile irtibatlandırıp (biraz ortaya mistik karışık olacak amma) yanmanında neticesi olan “kül” ismini almış.
Kül + Kedi’si . Sevgi = Köle olur.
11.08.2009 11:13
Saçlarını süpürge ederek silerken küllerin içinde kalan ateş ile Aslı’da kül olmuştu.
Alev alev yandığım doğru
Küllerinden doğar mıyım sana doğru
Kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim
Sendeyim
Al beni
Ne
Yaparsan
Yap!..
11.08.2009 14:43
yedi cüceler hapsoldukları çikolatadan, şekerden yapılmış evi ve külleri öperek herkesi tekrar eski hâline döndürdüler…
11.08.2009 15:00
:)))))) kabak prensesi kim öpüp uyandıracak. Düşlerinde hapis kalan o değil miydi?
Aaaa bu başka hikaye de idi aman resimde yani. :P
11.08.2009 15:06
ne prensesi, hangi resim, “o” kim?
her şey karıştı yahu… :)
11.08.2009 18:56
Aslı’nın kül olmasının aslına bakarsak Kerem’i de hatırlamamız gerek. Kerem’i küle çeviren Aslı’nın verdiğiydi…
Ama Hans ile Gratel kardeştiler ve ekmeği yola saçtıktan sonra (aynı soydan geldikleri [Anglo-Sakson]) bir büyüklerini dinleyip pasta yediler…
Prenses olan Diana’ydı, onu da öpen…
Kabakmletemi, Polyanna’ya devam.
(=
11.08.2009 19:28
:) pastayı yiyenler cüceler değil miydi? isimlerini de oradan alıyorladı hani: “yedi cüceler”.
hımm prensesi öpen de Pollyanna demek… tahmin etmeliydim, büyükannesini ziyarete giderken kurtla karşılaştığına çok sevinmiş, öperek selamlamıştı onu da…
11.08.2009 20:13
“Bir çiz bin masal uydur” evimize hoş geldiniz.
Çikolatalı evimizden, zehirli elmamızdan, büyük annenin kurabiyelerinden alabilir, bal kabağı tatlımızdan gece 12 den sonra tadabilirsiniz… :P
Afiyet olsun… :)
11.08.2009 22:49
Gecenin bir yarısı bu kadar tıkındıktan sonra gevşeyenler uyuyan güzel olur, uyku tutmayanlar da Dulsinea’yı görmeye gider artık…
Masal yazanlar normal değil.